1 Aralık 2009 Salı

"sokak bizim, aşk bizim"


ince bir çizgi vardır geçmiş ve gelecek arasında. birbirlerinden ayıran, birbirlerinden farklı kılan bir olaylar örgüsü. ama en çok ta anılarda ve düşlerde belli ederler kendilerini.

"sokak bizim, aşk bizim"

yağmur öncesi, silinmesin diye anarşist bir sevginin en kırmızı ibaresiydi. durup, bakıp, tekrar bakıp dünyanın en güzel sözü diye düşünmüştük. çünkü sokak, sadece dışarıda olmak demek değildi, sokak içeride olmaktı. bir şehrin içinde olmaktı. peynire ulaşmaya çalışan farelersek eğer, kaybolmaktı. sokak ait olmaktı. kabullenmek ve kabullenilmekti, gidilmemek üzere. sokak mütemadiyen durmaktı, yağmurlu yollarında, kar altında ve yaprakların gölgesinde. yürümekti, kaybolmadan, el ele, aynı adımlarla...

ne kadar oldu bilmiyorum o sokaktan geçmeyeli eskisi gibi, ne kadar oldu artık hatırlamıyorum, beklemeyeli yokuş aşağı inen birisini. ama kaybolmak gibi birşey artık tüm kelimeleri ve tüm anları hatırlamak. artık o sokaktan geçmiyorum, bilmiyorum bu yüzden de hala sokak bizim mi, aşk bizim mi?


fotoğraf: falling slowly by strany

0 yorum: